HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Hikaye, öykü, şiir,anı ve fotoğraflarınız...
Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 14 Nis 2018, 07:55


DOKTORUN kapısı öyle hızlı hızlı çalınıyordu ki, Doktor:

“Şimdiye kadar gördüğü en acil durum olsa gerek” diye düşünerek, büyük bir telaşla.-“İçeri girin” diye seslendi,

Kapıdan dokuz yaşlarında, korktuğu ve üzüntülü olduğu belli olan bir kız çocuğu girdi.
Küçük kız:

“Annem çok hasta, doktor" diye ağlamaya başladı. “Hemen eve gitmeliyiz.”

Doktor:

“Ben evlere hasta bakmaya gitmiyorum” dedi. “Anneni buraya getirmen gerek.”

Çocuk:

“O çok hasta, buraya gelemez” diye yalvarmaya başladı. “Eğer gelmezseniz, korkarım ki annem ölecek.”

Çocuğun annesine olan bağlılığından ve perişan halinden etkilenmemek mümkün değildi. Hızla çantasını toparlayan doktor:

“Hadi beni en kestirme yoldan evine götür bakalım!” dedi.

Yüzündeki hüzün bir an için sevince dönüşen küçük kız, doktoru peşine takıp evine götürdü. Kısa bir süre sonra, eve vardılar.

Annesi başım kaldıramayacak kadar çok hastaydı. Ama gözleri doktora yardım etmesi için yalvarır gibi bakıyordu.

Doktor kadını muayene etti ve ateşini düşürecek bir iğne yaptı. İki gün sonra tekrar geleceğini belirterek gitti.

İki gün sonra, dediği gibi, tekrar geldi

Kadın, kendisini çok daha iyi hissediyordu:

“Yaptıklarınız için Allah sizden razı olsun doktor bey” dedi.
Doktor ise:

“Eğer küçük kızınız olmasaydı, şu an ölmüş olabilirdiniz” diye karşılık verdi. “Onun gibi bir çocuğa sahip olduğunuz için gurur duymalısınız.”

Kadının hastalıktan sararmış yüzü, şaşkın bir ifade ile kaskatı kesildi.

“Fakat doktor bey! Benim kızım üç sene önce öldü ve başka çocuğum da yok” diye cevap verdi titreyerek ve sordu:

“Sizi getiren kız, şu karşı duvarda fotoğrafı olan kıza benziyor muydu?”

Doktor duvardaki fotoğrafa baktı. Bir süre sessizlikten sonra, doktorun yüzünde bir gülümseme belirdi.

BaşıNI sessizce evet anlamında salladı.

Evden çıkıp giden doktor, hayatı boyunca bir melek tarafından, kapısının çalındığı o anı hiçbir zaman unutamadı.
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 15 Nis 2018, 08:36



Bugünün Tekrarı Yok

Genç adam annesi için çiçek alacaktı. 200 mil uzakta yaşadığı için kendisi yürümeyecekti malesef. Çiçekleri oraya giden bir araçla yollamayı planlıyordu.
Çiçekçinin önünde arabasından indi. Tam bu sırada kaldırıma oturmuş küçük bir kız takıldı gözüne. Nedense bu gözyaşlarının sebebini öğrenmek istedi.
“Annem için gül almak istiyorum ama param yetmiyor” dedi kız.
Adam gülümseyerek; “Gel hadi, dedi. Ben istediğin gülü alacağım sana.”
Satın aldığı gülü küçük kıza verdi. Ardından kendi güllerini sipariş etti ve annesinin adresini bıraktı.
Genç adam kızı annesine götürmek istediğini söyledi. Küçük kız bu duruma çok sevinmişti.
“Evet beni annemin yanına götürebilirsiniz.” diye atıldı.
Yolu tarif etti.
Ancak ulaştıkları yer bir mezarlıktı.
Küçük kız elindeki gülü, toprağı hala taze olan mezara bıraktı.
Tam bu anda ince bir sızı dokundu adamın kalbine.
Hemen çiçekçiye geri döndü ve siparişini iptal etti.
Satın aldığı bir buket çiçekle 200 mil ötedeki annesinin yanına sürdü arabasını.
Ve annesine gülümseyerek, sıkıca sarıldı. …..
BUGÜNÜN TEKRARI YOK…
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 16 Nis 2018, 08:17

İnanmak

San Francisco Körfezi’ndeki bir okulda okul müdürü 3 öğretmeni çağırıp şöyle demiş.
- Siz üç öğretmen sistemde en iyi ve en uzman kişilerden olduğunuz için 90 tane seçkin üstün öğrenciyi size vereceğiz. Bu öğrencilerin gelecek yıl da hızlarını korumalarını sağlamanızı ve çok şey öğrenmelerini bekliyoruz.
Üç öğretmen, öğrenciler ve öğrencilerin anne -babaları bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünmüşler. O okul dönemi hepsinin hoşuna gitmiş ve çok başarılı çalışmalar yapmışlar.
Okul bittiği zaman öğrenciler bütün San Francisco Körfezi’ndeki diğer öğrencilere göre % 20-30 daha başarılı olmuşlar. Yıl sonu geldiğinde müdür, üç öğretmeni çağırmış ve onlara şöyle demiş.
- Bir itirafta bulunmak istiyorum. En zeki öğrencilerin 90′ı sizde değildi. Onlar ortalamanın biraz üstünde öğrencilerdi ve o 90 öğrenciyi sistemden tesadüfen seçtik.
Öğretmenler doğal olarak öğrencilerde görülen başarının kendi istisnai öğretme becerilerine bağlanması gerektiği sonucuna varmışlar. Müdür devam etmiş.
- Bir itirafım daha var, demiş. Siz de en parlak öğretmenler değilsiniz. İsimlerinizi bir şapkanın içine doldurduğum kağıtların arasından rasgele seçtim. Siz inandığınız için başarılı oldunuz.
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 17 Nis 2018, 07:57

Bilgeliğin İlk Adımı

Bir zamanlar, bir delikanlı bir bilgeye talebe olmak istedi.
“Bana talebe olmak zordur, korkarım sen bunu başaramazsın” dedi bilge.
Ama genç kararlıydı. Kendisinden ne isterse yapmaya hazır olduğunu söyledi. Bilge de ona manevi yoldaki ilk vazifesini verdi:
“Bir yıl boyunca kim seni kızdırmaya çalışsa ona bir lira vereceksin.”
Genç denileni yaptı ve tam bir yıl boyunca kendisini öfkelendirmeye çalışan insanlara para verdi. Bir yılın sonunda genç, bilgeye geldi ve bun­dan sonraki vazifesine hazır olduğunu bildirdi:
“Önce şehre git ve bana biraz yiyecek al” dedi bilge.
Genç yanından ayrılır ayrılmaz, bilge dilenci kıyafetine bürünüp sade­ce kendisinin bildiği kısa bir yoldan gençten önce şehre ulaştı. Gencin geçeceği yola oturdu ve onu bekledi. Tam genç yanından geçecekken di­lenci ona hakaret etmeye başladı. Başkalarının duyacağı sesle onun ne kadar aptal göründüğünü söyledi. Ama gençte hiçbir öfke işareti yoktu. Tam aksine:
“Ne kadar harika!” diye karşılık verdi genç sakin bir şekilde. “Tam bir yıl bana hakaret eden herkese para ödemek zorunda kaldım, şimdi tek kuruş ödemek zorunda değilim.”
Bunun üzerine üzerindeki dilenci kıyafetini çıkaran ve yüzünü göste­ren bilge gence şöyle dedi:
“Başkalarının ne dediğine aldırış etmemeyi başaran bir kişi bilgelik yoluna adım atmış demektir. Eminim ki sen bundan böyle hakaretlere al­dırış etmeyeceksin ve doğru bildiğin yoldan asla şaşmayacaksın.
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 18 Nis 2018, 07:23


Sevincin Kendisi

Bir zamanlar, bilgeliğiyle meşhur olan ve bildiklerini öğrencilerine de aktaran bir öğretmen vardı. Bu âlim, aynı zamanda bir tacirdi ve adam- .arı vasıtasıyla uzak diyarlarla ticaret yapardı.
Bir gün talebelerine ders verirken, bir adam yanına gelip kötü bir ha­ber verdi:
“Haber aldık ki, senin mallarını taşıyan gemi batmış! Hiçbir mal kurtulamamış.”
Bilge bir an dersi kesti. Etrafındaki talebeler onun dudaklarında kü­çük bir gülümsemenin belirdiğini fark ettiler. Sonra, hiçbir şey olmamış gibi dersine kaldığı yerden devam etti.
Bir hafta kadar sonra, bilge yine talebeleriyle birlikte dersteyken, ay­nı adam bu defa “müjde” getirdi:
“Gözün aydın! O gemi senin mallarını taşıyan gemi değilmiş. Senin malların sapasağlam limana ulaştı.”
Bilge yine bir-iki saniye durdu, talebeleri onun yüzünde yine küçü­cük bir gülümsemenin parladığını fark ettiler. Önceki gibi, yine hiçbir şey söylemeden dersine devam etti.
Öğrencileri birbirine zıt iki durumda da aynı tepkiyi veren hocalarına dayanamayıp şu soruyu sordular: “Geminizin battığı haberinde de, batmayıp limana ulaştığı haberini de gülümsediniz, nedeni”‘
Bilgenin cevap şöyle oldu:
“Geminin battığı, mallarımın denize döküldüğü haberini aldığımda, kalbimi yokladım. Gelip geçici olan ve mezarın ötesinde bana arkadaşlık etmeyecek dünya malını kaybetmekten dolayı içten içe üzülüyor muyum diye kendime baktım. Kalbimde küçücük de olsa bir üzüntü görmeyince sevindim ve şükrettim.”
“Geminin aslında batmadığı ve sağ salim geri döndüğü haberi karşı­sında, bu defa, dünya malını kazanmaktan dolayı seviniyor muyum diye kalbime baktım. O malı geri kazanmaktan dolayı sevinç ve mutluluk gör­mediğim için yine sevindim ve şükrettim.”
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 19 Nis 2018, 07:46


İstanbul’da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı’nın avlusunda bulunan Has Oda’nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa’yı titreten, koca Akdeniz’i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti’nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman’dan başkası değildi. Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi.
O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını. Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanunî, bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendi’yi aramaya koyuldu. Hocasının odasına gitti. Ama hocası odada yoktu. Hemen oracıkta bulduğu kâğıt parçasına kafasına takılan soruyu edebî bir üslupla yazdı ve hocasının rahlesi üzerine bıraktı.
Birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlenin üzerinde el yazısı ile yazılmış kâğıdı görmüştü. Eline hat kalemini alan Ebussuud Efendi, talebesinin soruyu yazdığı kâğıdın altına bir şeyler yazdı ve kâğıdı rahleye bıraktı.
Kanunî bir ara tekrar hocasının odasına uğradı. Hocası yine yerinde yoktu; ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kâğıdın üzerine kendi yazısı dışında bir şeylerin daha yazılmış olduğunu gördü. Merakla kâğıdı eline aldı ve okumaya başladı. Yazıyı okuyunca yüzünde bir tebessüm belirdi. Kâğıdın üst kısmında Kanunî’nin hocasına yazdığı sual vardı. Kanunî şöyle diyordu hocasına:
Meyve ağaçlarını sarınca karınca
Günah var mı karıncayı kırınca?
Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu:
Yarın Hakk’ın divanına varınca
Süleyman’dan hakkın alır karınca.
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 20 Nis 2018, 12:15

Eşeğin Aklı

Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken hayvan saatlerce anırır. En sonunda çiftçi, hayvanın yaşlı olduğunu ve kuyunun da zaten kapanması gerektiğini düşünür ve eşeği çıkartmaya değmeyeceğine karar verir.
Bütün komşularını yardıma çağırır. Her biri birer kürek alarak kuyuya toprak atmaya başlarlar. Eşek ne olduğunu fark edince, önce daha beter bağırmaya başlar. Sonra, herkesi şaşkına çevirerek sesini keser.
Birkaç kürek toprak daha attıktan sonra, çiftçi kuyuya bakar. Gözlerine inanamaz. Eşek, sırtına düşen her kürek toprakla müthiş bir şey yapmakta, toprağı aşağıya silkeleyerek yukarı çıkmasına basamak hazırlamaktadır. Bir süre sonra, komşular toprak atmaya devam edince, herkesin şaşkınlığı altında eşek, kuyunun kenarından dışarı bir adım atıp koşarak uzaklaşır!
Hayat üzerinize hep toprak atacaktır; her türlü pislik ile.
Kuyudan çıkmanın sırrı, bu pisliği silkeleyip bir adım yükselmektir. Sıkıntılarımızın her biri bir adımdır. En derin kuyulardan bile yılmayarak, usanmayarak çıkabiliriz. Silkelenin ve biraz daha yukarı çıkın.
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 22 Nis 2018, 10:07

Cırcır Böceği

Bir gün new yorkta bir grup iş arkadaşı yemek molasında dışarıya çıkarlar. Gruptan biri kızılderilidir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yolda çalışma yapan işçilerin araçlarının çıkardığı gürültü, araçların korna sesleri arasında ilerlerken kızıldereli kulağına cır cır böceği sesinin geldiğini söyler ve aranmaya başlar. Arkadaşları bu gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam ederler.

Aralarından bir tanesi inanmasa da onunla birlikte aramaya devam eder. kızıldereli caddenin karşısına doğru yürür arkadaşı da arkasından takip eder ve o binaların arasında bir kaç tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cır cır böceği bulurlar.

Arkadaşı kızıldereliye senin insanüstü güçlerin var bu sesi nasıl duydun diye sorar, kızıldereli ise bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek arkadaşına kendisini izlemesini söyler.

Kaldırıma geçerler ve kızıldereli cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlayarak atar, bir çok insan bozuk para sesinin ceplerinden düşen bir paramı diye sesin geldiği yöne doğru bakar kızıldereli arkadaşına dönerek, gördün mü önemli olan nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğine bağlıdır. Her şeyi ona göre duyar , görür ve hissedersin der .
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 23 Nis 2018, 08:15

Akıl ve Para

New York'ta bir bankanin onunde duran son model Rolls Royce otomobilden inen adam, hizli adimlarla bankaya girdi ve onune cikan ilk gorevliye, bireysel kredi icin basvuruda bulunmak istedigini soyledi. Gorevli onu, musteri temsilcisine goturdu. Adam, cok acele bir is icin Avrupa'ya gitmek zorunda oldugunu ve bu nedenle bir hafta vadeli bes bin dolar krediye ereksinim duydugunu soyledi. Musteri temsilcisi kisa bir arastirma yaptiktan sonra dondu.

"Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almaniz icin bir engeliniz yok" dedi ve ekledi:

- Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamizla daha once hic calismamissiniz. Banka olarak sizi resmen tanimiyoruz. Bu nedenle, soz konusu krediyi verebilmemiz icin karsiliginda sizden bir teminat almak zorundayiz.

Adam cebinden Rolls Royce'un anahtarini cikardi, bankanin musteri temsilcisine uzatti:

"Cok acelem var, ucaga yetisecegim, kapidaki Rolls Royce'umu teminat olarak alabilirsiniz" dedi.

Kredi islemleri cok hizli bir bicimde tamamlandi. Rolls Royce otomobili bankanin garajina cektiler, adama da bes bin dolar krediyi verdiler. Musteri temsilcisi, kisisel merakini gidermek icin bir hafta boyunca ozel bir arastirma yapti ve bankalarinin bu yeni musterisinin cok buyuk bir is adami ve cok buyuk bir servet sahibi oldugunu ogrendi. Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun anaparasi bes bin dolarla, bir haftalik faizi dokuz bucuk dolari odedikten sonra, musteri temsilcisi bir turlu yenemedigi merakinin durtusuyle sordu:

"Sizin, cok buyuk bir is adami ve cok buyuk bir servetin sahibi oldugunuzu ogrendim" dedi. "Yalnizca kisisel merakimdan soruyorum. Lutfen soyler misiniz, sizin icin cok kucuk bir miktar olan bes bin dolarlik krediye neden gereksinim duydunuz?"

Adam hafifce gulumsedi: "Siz de bana lutfen soyler misiniz?" dedi. "Boyle luks bir otomobili, New York'ta hangi kapali garaja, bir hafta boyunca dokuz bucuk dolara birakabilirsiniz?"

(para kazanmak sadece calisma ve hirsla olmaz,zeka da gerekir..)
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 24 Nis 2018, 08:10


Vazife Şuuru
Osmanlıların ilk Şeyhülislamı Molla Fenari (1350-1431) Şeyhülislam olmadan önce Bursa kadısı idi.
Onun kadılığı sırasında bir adam pazardan bir at satın aldı. Fakat alış-verişin hemen arkasından atın hasta olduğunu farketti. Geri vermesi gerekiyordu, ama satın aldığı adamı zorluk çıkartır, atın hastalığını kabul etmez diye önce kadıya gidip resmi kanaldan işi sağlama bağlamak istedi.
Mahkemeye gittiğinde kadıyı (Molla Fenari) yerinde bulamadı. İşini ertesi güne bıraktı. Fakat at o gece öldü.
Adam ertesi gün olanları kadıya anlattı, mağdur olduğunu, ne yapması gerektiğini sordu.
Molla Fenari “Senin zararını ben ödeyeceğim” dedi.
Adam hayretle kadıya baktı, “Niçin siz ödeyeceksiniz, konuyla hiçbir ilginiz ve suçunuz yok ki…” dedi.
Molla Fenari, “Evet öyle görünüyor ama aslında benim de suçum büyük. Eğer sen dün makamıma geldiğinde ben yerimde olsaydım, olaya müdahale eder, atı geri verdirir, paranı iade ettirirdim. At da sahibinin elinde ölmüş olurdu. Bu imkân şimdi yok olmuştur. Senin zararına benim makamımda bulunmamam sebep olduğu için zararını ben ödeyeceğim” dedi ve ödedi.
Resim


“Sizden Gelenler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir