HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Hikaye, öykü, şiir,anı ve fotoğraflarınız...
Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 25 Nis 2018, 08:16

Kimin Kalbi?

Delikanlı alaca karanlıkta yürürken, yumuşak bir şeye çarptığını fark etti. Eğildi baktı.
Aman Allah’ım!… Ayaklarının arasında, bir kalp duruyordu. Tıpkı resimlerdeki gibi, diri ve kanlıydı. Onu büyülenmişçesine avuçlarına aldığında, dehşetten ;çıldıracaktı. Kalp tıp tıp atıyordu ve sımsıcaktı.
Delikanlı, sanki ellerine yapışıp bir başka uzvu haline geliveren kalpten kurtulmak istiyor, fakat ne olduğunu bilmediği, kestiremediği duygular tarafından engelleniyordu.
Bir müddet sonra sakinleştiğinde, onun sahibini bulmak için en yakındaki evin kapısını çaldı ve zincir ; aralığından bakan genç kıza;
“Bu kalp sizin mi?” diye sordu. Biraz önce buldum onu.
Kız, mahcup bir ifadeyle; “Ben kalbimi, üç ay önce rastladığım bir vefasıza kaptırdım” dedi. “Yandaki eve sorun, onların olabilir.”
Kızın gösterdiği ev, göz kamaştırıcı bir villaydı. Kapıyı açan hizmetkarlar, onu üst kata çıkartarak evin beyine götürdüler. Delikanlı, yumuşacık halıların üzerine damlayan kanları ayağıyla örtmeye çalışırken;
“Bu kalp sizin mi acaba? ” diye sordu. “Hala atıyor da…..”
Beyefendi, ışıl ışıl parıldayan kristal kadehinden höpürtülü bir yudum çekerek; “Ben kalbimi dünyaya sattım, canikom” diye sırıttı. “Komşu evde bir yaşlı bir ihtiyar var, belki o bilir sahibini….”
Delikanlı, hızla soğumaya başlayan ve atışları gittikçe yavaşlayan kalbi bitişik kulübedeki yaşlı ihtiyara koşturarak; “Bu sizin mi?” diye sordu. “Çabuk olun, neredeyse duracak.”
Yaşlı adam, okumakta olduğu Kutsal Kitabı yavaşça kapatırken;
“Ben kalbimi, her şeyimle Allah’a verdim evlat” diye gülümsedi. “Elindekinin sahibini, neden gidip anne ve babana sormuyorsun ?”
“Her ikisi de yaşlanıp bunadı.” diye söylendi genç… “Bir bebek gibi alaka görmek istediklerinden, üç gün önce kavga edip onları terk ettim.”
İhtiyar adam, büyük bir üzüntüyle ; “Terk ettin ha..! ” diye mırıldandı. “Terk ettin demek…..”
Delikanlı, söylenenlere karşı kayıtsız görünüyordu. Oysa ki yaşlı adam, beklediği cevabi çoktan almıştı.
Delikanlıya doğru emin adımlarla ilerledi ve iki eliyle kavradığı delikanlının gömleğini bir hamlede yırtarak göğsünü açıverdi.
Delikanlının sol göğsünde, avuçlarında tuttuğu kalp büyüklüğünde kanlı bir boşluk vardı.
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 26 Nis 2018, 08:11

Kapı

19. yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’ın, bir bahçeyi tasvir eden bir tablosu Londra Kraliyet Akademisi’nde sergileniyordu.
Hunt’ın “Kainatın Işığı” adını verdiği bu tabloda geceleyin elinde duran fenerle bahçede duran filozof kılıklı bir adam görülüyordu. Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden bir cevap bekler gibi görünüyordu. Tabloyu tetkik eden bir sanat eleştirmeni Hunt’a dönerek:
“Güzel bir tablo doğrusu, ama manasını bir türlü kavrayamadım” dedi,
“Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Kapıya tokmak takmayı unutmuşsunuz da…”
Hunt gülümsedi:
“Adam alelade bir kapıya vurmuyor ki…” dedi.
“Bu kapı, insan kalbini temsil ediyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışında tokmağa ihtiyaç yoktur?”.
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 27 Nis 2018, 07:57

Önyargılardan Kurtulmak

O gün derse geç kalmıştı. İlk ders Matematikti. Hocayı ve arkadaşlarını rahatsız etmemek için kantinde oturmuş, dersin bitmesini beklemişti. Bir sonraki ders için sınıfa girdiğinde, tahtada, sonunda soru işareti bulunan iki işlem gördü. Kalemini defterini çıkarıp hemen not etti kimsecikler tahtayı silmeden.
Diğer dersler bitmiş, eve dönmüştü. Defterinde çözülecek iki tane soru vardı. Defterini açtı, ama sorular bayağı zor görünüyordu. Sınıfta durumu da fena sayılmazdı hani. Uğraştı durdu soruları çözmek için. Hoca bazen böyle ev ödevi verir ve yapılıp yapılmadığını da kontrol etmezdi. Ancak yapanlar mutlaka bunun karşılığını en azından bir iltifat alırlardı. Bazen nota da etki ederdi tabii bu durum
Ertesi gün uzun uğraşlardan sonra çözdüğü soruları koydu hocanın masasının üzerine. Biraz da zor olmuştu hani. Hocanın yüzünde değişiklikler oluyordu işlemi kontrol ederken.
‘Nasıl buldun bu sonucu?’ dedi hoca heyecanla. “Bu soru 150 yıldır çözülemiyordu. Ben dün tahtaya matematiğin problemlerini anlatırken yazmıştım bu soruları. Kendim çözmeyi denemediğim gibi, bizim gibi normal(!) insanların da denemeyeceğini düşünüyordum. Enteresan…” dedi.
Şaşırarak cevap verdi hocaya:
‘Dün derse geç kalmıştım. Tahtada soruyu görünce diğer ödevler gibi zannettim. Ve biraz da zorlanarak akşam evde yaptım…’
Hoca sınıfa döndü:
“İşte arkadaşlar, 150 yıllık soru dediğimiz, aslında 150 yıllık önyargı imiş. Ah biz de önyargılarımızdan kurtulabilsek, 2000 yıllık soru ve sorunları da çözeriz herhalde.”
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 09 May 2018, 07:58


Kurnaz Tercüman
Mafya babası, korkutabildiği kuruluşlardan alacağı haracı toplaması için sağır ve dilsiz bir tetikçi bulmuştu. Tetikçi polisin eline geçtiğinde, onun fazla bir şey anlatamayacağını düşünüyordu.
Mafya babası, bir süre sonra ödemelerde önemli gecikmeler olduğunun farkına vardı ve bunun hesabını sormaları için iki adamını, tetikçiye gönderdi.
Giden adamlar, sağır ve dilsiz tetikçiyle anlaşamayınca, mafya babası onu kendi odasına getirtti ve sağır ve dilsiz alfabesi bilen bir tercüman buldurdu.
Mafya babasının sorusunu tercüman, sağır ve dilsiz tetikçiye işaretlerle sordu:
“Paralar nerede?”
Tetikçi, aynı işaretlerle karşılık verdi:
“Ne parası?.. Benim paradan haberim yok.. Hem neden söz ettiğinizi de anlamıyorum…”
Çevirmen mafya babasına döndü ve tetikçinin yanıtını ona iletti:
“’Benim paradan filan haberim yok… Hem neden söz ettiğinizi de anlamıyorum’ diyor” dedi.
Mafya babası belinden tabancasını çıkardı, namlusunu sağır ve dilsiz tetikçinin kafasına dayadı:
“Şimdi son bir kez daha sor bakalım” dedi çevirmene. “Paralar nerede?..”
Çevirmen, yine el ve parmak işaretleriyle, mafya babasının dediklerini iletti:
“’Şimdi son bir kez daha sor bakalım’ diyor” dedi. “Paralar nerede?.”
Sağır ve dilsiz tetikçi, kafasına dayalı silahı görünce daha fazla dayatamadı, paraları sakladığı yeri açıkladı:
“Central Park’ta, Batı 78′inci caddeye açılan kapıdan girince soldan üçüncü ağacın kovuğunda 100 bin doları bulacaktır” dedi işaretle.
Mafya babası, tercümana döndü ve öfkeyle gürledi:
“Çabuk söyle” dedi. “Ne dedi?..”
Tercüman tane tane konuşarak yanıt verdi:
“Dedi ki, ‘Bu adamın ne parasından söz ettiğini bir türlü anlamıyorum… Ayrıca bir de şunu söyledi: ‘O tabancayı karşısındakinin kafasına dayamak erkeklik değildir…’ dedi. ‘Ben erkek diye, o tetiği çekebilecek yüreği olan adama derim. Erkekse tetiği çeksin bakalım.”
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 10 May 2018, 07:30

Adamın biri arabasıyla bir genç kıza çarpıyor; kız 14-16 yaşlarında filan. Hemen arabasına atıp hastaneye götürüyor ve sağlığından endişelendiği için bekleme salonunda bekliyor. Derken, doktor görünüyor ve kızın sağlığının iyi olduğunu, ama kötü bir haberi olduğunu, karnındaki bebeğin düştüğünü söylüyor. Ayrıca, kızın yaşı da küçük olduğu için polisi beklemesini istiyor. Adam polisi
bekleyip, durumu anlatıyor. Babasının kendisi olmadığını söylüyor.
Ancak kız, kendine geldiğinde adamı yalanlıyor ve babasının o kişi olduğunu çarpma hikayesinin palavra olduğunu söylüyor.
Adam hemen tahlil yapılmasını istiyor haklı olarak ve tahlil sonucunda beklenildiği gibi yırtıyor. Ancak doktor tahlil sonucunu adama söylerken,
- Evet, bebek sizden değilmiş, yalnız zaten bebeğiniz olması imkansızmış, çünkü sizin probleminiz var, doğuştan kısırsınız, diyor.
Adam bunu duyunca şok oluyor. Çünkü iki tane kocaman çocuğu var (25 yaşlarında falan bir kız, bir erkek çocuklarmış).
Karısını dava ediyor ve karısı, kocasını çok sevdiğini, zamanında çocuk sahibi olamadıkları için büyük sorunlar yaşadıklarını, onu kaybetmek istemediği için çocukları adamın en yakın arkadaşından yaptığını itiraf ediyor. Tabii boşanıyorlar ve adam kendisinin zannettiği çocuklarını 25 yıl yetiştirdikten sonra evlatlıktan reddediyor, arkadaşıyla arası açılıyor.
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 11 May 2018, 07:18

Yarışın son mücadelesinde gücünü yitiren Alvora yıkılır. Boğanın ona yaklaştığını görünce korkulu sonun yaklaştığını hissetti. Lakin boğa ona hiç bir şey yapmadı. Yarıştan sonra matador açıklamasında şöyle diyor: "Boğa gözümün içine bakarak bağırdı, böyle sadece bağırdı. Sırtına oklar batırdığım hayvan bana zarar vermedi, istese beni orada öldürebilirdi fakat sadece gözlerime bakıp bağırdı. Her hayvanda olduğu gibi onun gözlerinde de masumluk vardı. Yüreğimde adaletin hıçkırarak ağladığını işittim. Belki de bağışlanırdım, lakin itiraf edemedim. Kendimi dünyanın en vahşi mahluğu gibi hissediyordum."
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 12 May 2018, 07:56

500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi.
Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi.
Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi.
Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: "Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor.
Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir.
Ve insanların yaşam amacı da budur...mutluluğun peşinden gitmek."
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 13 May 2018, 08:33

Padişah vezire sormuş:
vezir!
-eğitim mi önemli karakter mi?
vezir düşünmeden cevap vermiş:
-karakter padişahım.
... padişah memleketin her yerine tellallar çağırtmış.
-duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın en iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış. padişah hayvan eğiticisine sormuş:
-bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin?
-altı ayda öğretirim padişahım.
altı ay dolmuş, huzura alınmış. padişah:
-öğrettin mi?
-öğrettim padişahım.
saray erkanı toplanmış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış, tam vezirin önüne gelmiş; padişah yine vezire sormuş:
vezir! demiş. -eğitim mi önemlidir karakter mi?
vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış.
kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış.
tabi altı aylık eğitimde boşa gitmiş.
vezir cevap vermiş.
-karakter padişahım....
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 14 May 2018, 07:58


Müsterileriyle sohbet ederken:
- Şimdiye kadar yüzlerce hayvan kestim!. derdi. Benim için hayvan kesmek, karpuz kesmek gibidir.

Kasap, yılların vermis oldugu alıskanlıkla koyunları bes dakika içinde, sıgırları ise yirmi dakikada kesip parçalar ve canlı bir hayvana bakarak, ondan kaç kilo et çıkacagını sıp diye söylerdi.

Fakat, ah su kuzular yok muydu? Hele son zamanlarda, onları kesmeye bir türlü eli varmıyordu. Kuzu eti isteyen müsterilerine:
- Bırakın su hayvancıkları büyüsünler!. diyordu. Baska bir et yeseniz, ne olur sanki?

Eski müsterileri, kasabın bu sözünden bir sey anlamıyordu. Öyle ya, simdiye kadar dükkandan kuzu eti eksik olmamıstır. Oysa ki adam, bu sözleri bosuna söylemiyordu. Çünkü kuzu denince, gözlerinin önüne altı aylık yavrusu geliyordu. Kıvırcık saçlı, kara gözlü bir kızdı bu ve kasap onu, belki de agzı alıstıgı için “kuzum” diye seviyordu.

Aradan aylar geçti. Kasap, bu süre içinde müsterilerinin giderek azaldıgını fark ediyor ve bunu, kuzu eti satmamasına baglıyordu. Sonunda pes ederek:
- Aman yahu!. dedi. Benden baska yufka yürekli kalmadı mı? Keserim olur biter.

Ertesi gün, diger hayvanlarla birlikte bir tane de kuzu aldı. Önce danayı, sonra koyunu kesti. Bunları parçalarken son derece agır davranıyor ve kuzunun kısa ömrünü, sözde birkaç dakika daha uzatmıs oluyordu.

Sıra ona geldiginde, önemsiz bir is yapıyormus gibi, aklına ilk gelen sarkıyı söylemeye basladı. Kuzu, olup bitenleri bir oyun zannediyor ve baglı olmasına ragmen yerinde zıplıyordu. Kasap kuzuyu yatırıp bıçaga uzanırken, parmagında bir sıcaklık hissetti.
Ve eline baktıgında, öylece donakaldı.

Kuzu onun parmagını, annesinin memesi zannederek emiyordu…
Resim

Kullanıcı avatarı
YILDIZYAGMURU
Mesajlar: 16307
Kayıt: 12 Ağu 2015, 13:43
İletişim:

Re: HAYATTAN DERSLER-YAŞAM....

Mesajgönderen YILDIZYAGMURU » 15 May 2018, 07:49

Ebu’l Hasan Büşenci, bir gün yıkanmak için banyoda bulunduğu sırada, hizmetçisini çağırdı.
Kapı arkasından gömleğini uzatıp “Bunu falan fakire veriniz” buyurdu.
Hizmetçi, “Peki efendim” diyerek, gömleği götürüp fakire verdi.
Daha sonra da Ebu’l Hasan’a:
-Efendim bunu dışarı çıkınca söyleyemez miydiniz?
Banyoda iken söylemenizin sebebini anlayamadım. Diye sordu.
Ebu’l Hasan, cevaben şu açıklamayı yaptı:
-O hayırlı düşünce, hatırıma orada iken geldi.
Dışarıya çıkıncaya kadar, nefsimin beni bu düşünceden caydırmasından çekindim.
Nefsime çok kısa zaman da olsa, itimad edemedim..
Resim


“Sizden Gelenler” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 9 misafir